29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun…

29-ekim

 

Demiryol-İş Sendikası, Cumhuriyetimizin 93. Kuruluş Yıldönümü nedeniyle bir açıklama yayımladı. Açıklamada şu görüşlere yer verildi:

“Aziz milletimizin kanı ve canı pahasına büyük mücadeleler sonucunda kurduğu Cumhuriyetimizin kuruluşunun 93. yıldönümünü büyük gururla ve mutlulukla kutluyoruz.

Cumhuriyetimiz, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, milletimizin azim ve kararlılığıyla kurduğu büyük bir eserdir. Bu eser, millet iradesini ve bağımsızlığı her şeyin üzerinde tutan bir neslin bugünkü nesillere armağanıdır.

Ülkemiz, Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesinin temelinde olan muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkma hedefini yakalama çabası ile ekonomik ve sosyal kalkınma ve halkın refahını sağlama çabalarını, demokratik ve sosyal hukuk devletini koruma ve kollama anlayışını sürdürme kararlılığındadır.

Ülkemiz, demokrasinin kurum ve kuralları içinde, sosyal ve kültürel farklılıklarını koruyup geliştirmeyi, birlik ve bütünlüğünü, huzurunu ve kardeşlik ortamını güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Ayrımcılığın olmadığı, barış ve kardeşlik içinde, özgürlük ve demokrasi içinde yaşayan bir Türkiye’nin, toplumun tüm kesimlerinin katkı ve çabalarıyla daha da güçleneceğine inanıyoruz.

Başta temsil etmekten onur duyduğumuz üyelerimiz olmak üzere, bütün vatandaşlarımızın Cumhuriyet Bayramı’nı yürekten kutluyoruz. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve bu toprakları vatan yapan aziz şehitlerimizi saygı ve rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyoruz. Saygılarımızla”

Türk-İş Başkanı Atalay: “Kıdem tazminatı bizim son kalemiz”

14570803_1711929549129213_3979475994306810953_o

 

TÜRK-İş Genel Başkanı Ergün Atalay iş sağlığı ve güvenliği eğitim toplantısında yaptığı konuşmada, “Her yıl bir şekilde kıdem tazminatı gündeme geliyor. Kıdem tazminatı bizim son kalemiz. ‘Kızımızın çeyiz oğlumuzun düğün parası’ diye ifade ediyoruz. Cumhurbaşkanı başta olmak üzere devletin bize sözü var; taraflarla görüşmeden değişiklik yapılamaz” dedi.
Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) işçi ve işyeri sendika temsilcilerine yönelik ‘İş sağlığı ve güvenliği kültürünün kazandırılması semineri’ düzenledi. İzmir Balçova Termal Otel’de 2 gün sürecek seminerin açılış töreni yine aynı otelde gerçekleştirildi. Açılış törenine Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, İşKur İzmir İl Müdürü Kadri Kabak, SGK İzmir İl Müdürü Ekrem Gülcemal, Türk-İş 3. Bölge Temsilci Süleyman Yıldırım ve sendika işyeri temsilcileri ve işçiler katıldı. Açılışta konuşan Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, 15 Temmuz’un kamuoyunda darbe olarak anıldığını belirterek şunları söyledi:
“Konuyu incelediniz zaman bu net şekilde işgaldi. Bu ülkeyi yönetenlerin, meclisin, cumhurbaşkanının, kitle örgütlerinin başkanlarının bu millete can borcu var. Çünkü bu millet, dünyada hiç bir örneği olmayan şekilde bayrağına sahip çıktı. Türk-İş’ten 6 arkadaşımız rahmetli oldu, 20’ye yakın ağır yaralımız var. 15 Temmuz’dan evvel her gün taşeronu konuşuyorduk. Tüm arkadaşlarımızın kadroya geçmesi ile ilgili açıklama yapıldı. Bizim kamuda 5 ay 29 gün çalışanlarımız var. ‘Bununla ilgili çalışma yapıyoruz’ dendi. Günde 4 kişi iş cinayetine kurban gidiyor. Bedeli işçi, fakir, dar gelirli kadın çocuk ödüyor. 13 Mayıs 2014’te 301 arkadaşımız Soma’da iş cinayetine kurban gitti. 2.5 yıla yakın zaman geçti. Mahkemeye devam ediyorlar. Madenlerle ilgili olumlu gelişmeler oldu. Ama yeterli değil. O arkadaşlarımız kurban gitmeseydi bu olumlu gelişmeler olmazdı. 500’e yakın çocuk yetim kaldı. İhmallerin tamamına yakınını siz biliyorsunuz. Bizim arkadaşlarımızla ilgili de sorumluluk vardı. O dönem 4 aylık Türk-İş başkanıydım. Olay olduktan 3 saat sonra olay merkezindendim. 1 hafta sonra oradan ayrıldım. Her bayram, her yıl dönümünde somada oluyorum. Başbakan ile Çalışma Bakanı ile oraya gittik. Soma’yı unutmamamız, unutturmamız lazım. Ailemin mezarlığına gitmeden evvel Soma’ya gidiyorum, sonra Adapazarı’na annemin babamın mezarına gidiyorum. Oradaki yetimleri unutursak doğru iş yapmayız.”

14856124_1711929565795878_1969398943553420775_o
‘EHİL OLAN, İŞİ BİLENLERE ÖNEM VERMEK LAZIM’
Türkiye’nin 15 Temmuz’dan ders çıkardığını belirten Ergün Atalay sözlerini şöyle sürdürdü:
“15 Temmuz bize bir şeyi öğretti; Lazı, Kürdü, Çerkezi, Alevisi-Sünnisi, solcusu-sağcısı beraber olmalıyız. 15 Temmuz’da yaşadık, hainler din kisvesi altında Türkiye’yi zarara uğratmaya çalıştılar. Ehil olan, işi bilen, devlete sadakatli olan herkese önem vermek lazım. Kaşı gözü güzel dememek lazım. Suriye’deki iç savaştan önce oradaydım. Her yer ışıl ışıldı. Şimdi yüzde 10’unda ışık var. Aynı oyunu ülkemizde yaşatmaya çalışıyorlar. Darbe gerçekleşseydi. İstanbul, Ankara İzmir’de bir şey olmazdı ama, diğer bölgelerde iç savaş devam ediyor olurdu. Sınırlarımızı boşalttılar. ‘Devir teslim var’ diye zırhlı araçları geri çektiler. Bunların sayısı yüzde bir. Bu orduya güvenlik güçlerine ihtiyacımız var. Şuan cadı avcılığı oluyor bununla ilgili. Teröre bulaşmamış, bu işin içinde olmamış insanlara sıkıntı içindeyse sahip çıkmak gerekiyor. Güvendiğiniz bildiğiniz, bu işe bulaşmamış arkadaşınız varsa sendikanıza bildirin sahip çıkalım. İnsanlar komşularını şikayet ediyor. Suçsuz insanlar sıkıntı çekiyor. Belki 2- 3 ay içinde çözülüyor ancak bu 2- 3 ay da onun ailesine yetiyor. Bu ülkenin Seyit onbaşılara, Ömer Halis Demir’lere ihtiyacı var. Namuslu polis asker sayesinde bu salonlarda oturuyoruz.”
‘KIZIMIZIN ÇEYİZ, OĞLUMUZUN DÜĞÜN PARASI’
Kıdem tazminatının yılda 2 kez gündeme geldiğini belirten Ergün Atalay konuşmasını şöyle tamamladı:
“Her gündeme geldiğinde biz açıklama yapıyoruz ve konu kapanıyor. Kıdem tazminatı bizim son kalemiz. Kızımızın çeyiz, oğlumuzun düğün parası diye ifade ediyoruz. Cumhurbaşkanı başta olmak üzere devletin bize sözü var; taraflarla görüşmeden değişiklik yapılamaz. Değişik olursa bütün sendikacılar buradan ceketini alıp gitsin. 30-35 yıldır çalışan arkadaşlarımız var burada. O dönemde de konuşuluyordu, bu dönemde de konuşuluyor. Bizden önceki sendikalar buna izin vermedi biz de vermeyiz. ‘Mevcut sistemde olanlara bir şey olmasın, yeni sisteme gireceklerle ilgili bir düzenleme yapalım’ diyorlar. Biz 30 gün üzerinden kıdem tazminatı alıyoruz. Çocuklarınız, torunlarınız, kardeşlerinize 25 gün üzerinden kıdem tazminatı verme düşünceleri var. Buna izin vermeyiz. Sonuna kadar kavganın en iyisini yaparız.”

TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün ATALAY, 24-25 Ekim 2016 tarihlerinde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Antalya’da düzenlenen 2. Eğitim Kongresine katıldı.

14717086_1711479739174194_6792486917301956003_nTÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün ATALAY, 24-25 Ekim 2016 tarihlerinde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Antalya’da düzenlenen 2. Eğitim Kongresine katıldı.
Genel Başkan Ergün Atalay yaptığı konuşmada mesleki ve teknik eğitimin önemine değinerek, kongreden çıkacak sonuçların verimli olacağını bildirdi. Atalay, işçilerin üniversiteye gitme oranın yüzde 35 olduğunu, sendikalar olarak işçilerin üniversiteye gitmesini desteklediklerini vurguladı. 15 Temmuz’dan sonra Türkiye’nin sorunlarının daha çok tartışıldığını ve anlaşıldığını belirten Atalay, “Türkiye varsa parti var, dernek var, sendika var, yaşamak var. Türkiye varsa yaşamak var, nefes almak var. 15 Temmuz´dan sonra bunu iyi anladık. Sendika olarak çektiğimiz sıkıntılar var tabi ki.” dedi. “İşçinin sendikası olur, partinin, patronun sendikası olmaz. Siyasetçinin sendikası olursa, sıkıntı çekmeye devam ederiz.” ifadelerini kullanan Atalay, özgürlük, insan hakları ve demokrasiden yana olduklarını, Türkiye´nin gelişmesi için çalışmaya devam edeceklerini kaydetti.

Türk-İş’ten Darbe Girişimine Protesto…

darbeye-protesto


Türk-İş’ten darbe girişimine protesto…
ANKARA (AA) – Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, testiyle su getirenle, testiyi kıranın ayırt edilmesi gerektiğini belirterek, “Bu ülkeyi yönetenler hainlerle, vatanseverleri ayırt etsin. Onun için kırmadan, dökmeden bu ülkenin bütünlüğünü sağlamak durumundayız.” dedi.

Atalay ve Türk-İş üyeleri, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimini protesto etmek üzere, genel merkezlerinin önünde toplandı.

Burada üyelerine hitap eden Atalay, kendileri için demokrasinin ekmek, su kadar önemli olduğunu söyledi. Türkiye’de yapılan tüm darbelerin kaybedenin emekçiler olduğuna işaret eden Atalay, “Demokrasi olmadan sendikalar olmaz, kitle örgütleri olmaz, yaşam olmaz, nefes almak olmaz, yürümek olmaz, uyumak olmaz, yatmak olmaz. Onun için bizi Kur-an’sız, bizi ezansız, bizi vatansız, bizi bayraksız bırakma Allahım.” diye konuştu.

Atalay, darbe girişimi sırasında 6 üyelerinin şehit olduğunu, 6 üyelerinin yoğun bakımda bulunduğunu, 7 üyelerinden ise haber alamadıklarını bildirdi.

– “Hainler, bir elin parmakları kadar”

Darbe girişimi sırasında Türk halkının sokağa çıkmaması durumunda, bugün burada toplanamayacaklarını dile getiren Atalay, “Ordu, polis bizim için önemli. Onlar içinde bu hainler, bir elin parmakları kadar. Testiyle su getirenle, testiyi kıranı ne olursunuz ayırt edelim. Bu ülkeyi yönetenler hainlerle, vatanseverleri ayırt etsin. Onun için kırmadan, dökmeden bu ülkenin bütünlüğünü sağlamak durumundayız.” ifadesini kullandı.

Atalay, bütün partilere ve medya kuruluşlarına teşekkür ettiğini belirterek, Türkiye’nin birlik, beraberlik içinde dünyaya duruşunu gösterdiğini belirtti. Ülkeyi yönetenlere ve bütün siyasi partilere seslenen Atalay, “Vatan hainleri ile ilgili yapılması gerekeni lütfen yapın. Bir an evvel hainle, doğru olan askeri ayırt etmeli, bizim askerimizi sonuna kadar gözümüzün bebeği gibi bakmaya devam etmeliyiz.” şeklinde konuştu.

Konuşmasının ardından, üyeleriyle Güvenpark’a doğru tekbirler eşliğinde yürüyen Atalay, “demokrasi nöbeti” için oluşturulan alanda kurulan sahneye çıktı. Burada da halka seslenen Atalay, “Türkiye yoksa sendika yok, Türkiye yoksa yaşamak yok, Türkiye yoksa nefes almak yok. Onun için Türk-İş ülkesinin, devletinin ve Cumhurbaşkanının emrinde.” vurgusu yaptı.

TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu, ülkemizde demokrasiye ve millet iradesine yönelik kalkışmayı kınamak, gelişmeleri değerlendirmek ve bu konuda izlenmesi gereken politikaları belirlemek üzere 16 Temmuz 2016 Cumartesi günü saat 19.00’da olağanüstü toplanmış ve aşağıdaki hususların kamuoyuna açıklanmasına karar vermiştir.

demiryolis


TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu, ülkemizde demokrasiye ve millet iradesine yönelik kalkışmayı kınamak, gelişmeleri değerlendirmek ve bu konuda izlenmesi gereken politikaları belirlemek üzere 16 Temmuz 2016 Cumartesi günü saat 19.00’da olağanüstü toplanmış ve aşağıdaki hususların kamuoyuna açıklanmasına karar vermiştir:

“TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu ülkemize ve milletimize karşı girişilen bu kalkışmayı demokrasiye ve milletin iradesine karşı girişilen bir darbe olarak görmektedir.

TÜRK-İŞ, Anayasal düzenin dışında gelişen, milletin iradesini yok sayan her türlü girişimin karşısındadır. Terör belasının ülkemizi sardığı, dayanışmaya en çok ihtiyaç duyulan bugünlerde dün geceden itibaren yaşanılan facia akıllara durgunluk vermektedir.

Yaşananlar inanılmazdır. Türk askeri; Türk askerini, polisini ve sivil vatandaşını vurmuş; polisiyle çatışmıştır. Tarihinin hiçbir döneminde baskı altına alınamayan yüce meclisimiz kendi savaş uçaklarımız, helikopterlerimiz tarafından vurulmuştur. Göz bebeklerimiz, ülkemizin güvenliğinin teminatı olan Hava Kuvvetlerinden, MİT karargâhına, Emniyet Teşkilatının Özel Harekât Merkezinden stratejik bir kurum olan TÜRKSAT Merkezine dek devletimizin tüm kilit noktalarındaki binalara acımasızca saldırılmış, şu ana kadar toplam 161 vatandaşımız, askerimiz ve polisimiz şehit edilmiştir.

Bu kalkışma, darbe girişiminden öte, kırk yıllık bir sürede uluslararası bir proje olarak oluşturulan FETÖ/PDY’nin milli iradeyi bertaraf ederek devletimizi içeriden “işgal etme” girişimi olarak değerlendirilmektedir.

Yapılanlar affedilmezdir. Bu sinsi terör örgütünün yaptıkları milletimiz tarafından asla unutulmayacak ve affedilmeyecektir.

Olaylar başladığında Sakarya’da bulunan Genel Başkanımız Ergün ATALAY, saat 01:00 de Sakarya Kent Meydanında yaklaşık 50 bin kişilik bir vatandaş grubuna hitap ederek TÜRK-İŞ’in 1 milyon işçisiyle bu darbenin sonuna kadar karşısında olduğunu, bu ülkenin kimsenin babasının çiftliği olmadığını haykırarak orada bulunan herkesin elinde bayraklarla sabaha kadar Valilik meydanında olacağını duyurmuştur.

TÜRK-İŞ Yönetimi, Başkanlar Kurulu, TÜRK-İŞ üyesi sendikalar, bir milyon TÜRK-İŞ üyesi işçi ve bu üyelerin 4 milyona yakın ailesiyle birlikte hep beraber ülkesinin, meclisinin ve milletinin yanındadır. Yanında kalmaya da devam edecektir.

Aziz milletimizin dik duruşuyla bu bela defedilme yoluna girmiştir. İşçilerimiz bu menfur kalkışma ve terör saldırısı bitene kadar meydanlardan ayrılmayacaklardır. Türk askerini Türk askerine kırdıran masum vatandaşların üzerinden tankla geçen, acımasızca bombardıman yaparak polislerimizi hunharca şehit eden hainlerin kökünün kurutulması için ne gerekiyorsa yapılmalıdır. TÜRK-İŞ ülkemizin huzur ve barışını hiç kimsenin bozmasına müsaade etmeyecektir.

Ülkemizin birliğini, bütünlüğünü ve demokratik yapısını yok etmeyi hedef alan bu menfur kalkışma ve terör saldırısını lanetliyoruz. Bu işin içinde olan tüm hainlerin tespit edilerek haklarında yasal işlemlerin başlaması memnuniyetle karşılanmakta, bir an önce hak ettikleri şekilde cezalandırılmaları beklenilmektedir. Ayrıca devletimizin başta adli, mülki, askeri, istihbarat ve kolluk kuvvetleri olan emniyet, jandarma ve sahil güvenlik kurumları ile diğer kurumlarda yapılandıkları anlaşılan bu örgütten kurtulmak için ülkemizin bir an evvel hukuki yollarla iç temizlik yapması zorunludur.

TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu olarak, ülkemizin bu zor günlerinde devletimizin, milletimizin ve yüce meclisimizin bize ihtiyacı olduğu her noktada gerekli sorumluluğu üstlenmeye hazır olduğumuzu tüm kamuoyuna duyuruyor; şehitlerimize Allahtan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar, kederli ailelere başsağlığı ve sabırlar diliyoruz “