TÜRK-İŞ ve Bülent Ecevit Üniversitesi iş birliği ile yürütülen “Emeğin ve Sendikacılığın Geleceği” konulu 19. Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Kongresi 4 – 6 Ekim 2018 tarihleri arasında Zonguldak / Ereğli’de gerçekleştirildi.

Kongreye, TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün ATALAY, Genel Eğitim Sekreteri Nazmi IRGAT, Zonguldak Valisi Ahmet ÇINAR, Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem AKDEMİR, Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Mustafa ÇUFALI, Zonguldak Milletvekilleri, Ereğli Kaymakamı, Ereğli Belediye Başkanı, Sendikalarımızın Genel Başkan ve Yöneticileri, Akademisyenler ve işçiler katılım sağladı.

Açılış konuşmalarını; Bülent Ecevit Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölüm Başkanı Sadık KILIÇ, Genel Maden-İş Genel Başkanı Ahmet DEMİRCİ, Zonguldak CHP Milletvekili Ünal DEMİRTAŞ, AK Parti Milletvekili Polat TÜRKMEN, Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Mustafa ÇUFALI, TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün ATALAY ve Zonguldak Valisi Ahmet ÇINAR yaptı.

Ergün ATALAY konuşmasında;

“Yıllardır süregelen Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Kongrelerinin bugün 19. sunu Bülent Ecevit Üniversite iş birliği ile burada sizlerle düzenlemiş bulunmaktayız.

Her gün ortalama 5 işçi iş kazalarında hayatını kaybediyor. Bunun yanı sıra Batman’dan şehit haberleri alıyoruz. Bizler için vatan için hayatını kaybeden şehitlerimize Allahtan rahmet, ailelerine sabır diliyoruz.

TÜRK-İŞ, sağcı solcu, Alevi, Sünni, Laz, Kürt ayırt etmeyen ve kucaklayan bir yapıya sahiptir. Hepimiz bu ülkenin vatandaşıyız. Hiçbir ayrım yapmadan hepimiz bu ülke için çalışıyoruz ve çalışmaya devam edeceğiz.

Asgari ücretin 1.600.- TL’dir. 6 milyon asgari ücretli çalışanımız var. 1.600.- TL ile kaç gün geçinebiliriz, bir düşünelim?

TÜRK-İŞ olarak asgari ücret 2.000.- TL olsun diye şimdiden konuşmaya başladık. İmkânı olan patronlar, işverenler, asgari ücreti 2.000.- TL’ye çıkaralım.

Eskiden işçi çocukları okuyamazdı. Şimdi işçi çocuklarında okuma oranı arttı ve ben şimdi istiyorum ki işçi çocuklarının yönetimde olmasını diliyorum.

Herkes istediği partiye oy veriyor, istediği takımı tutuyorken, neden istediği sendikanın üyesi olamıyor? Herkes istediği sendikanın üyesi olabilmeli. Burada iyi ki demirçelik fabrikası var. Bu bölgenin insanına istihdam sağlıyor.

Çalışma hayatında kadın sorunu, çocuk işçi sorunu vardır.

Değerli hocaların bildirileri sizlere ışık tutacaktır. Bu kongrede sunulacak bildiriler kitap haline getirilecektir. Tüm kongrenin çalışma hayatına katkı sağlamasını diler, sizleri şahsım ve TÜRK-İŞ Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum.” İfadelerine yer verdi.

Açılış konuşmalarının ardından “2000’li Yıllarda Sendikacılığın Sorunları ve Çözüm Arayışları” konulu ana oturuma geçildi.

İki gün sürecek olan Kongrede, paralel oturumlar gerçekleştirilecektir.

 

TÜRK-İŞ ADANA-DİYARBAKIR BÖLGEYE BAĞLI İLLER ve BAĞIMSIZ İLLER ŞUBE BAŞKANLARI VE İL TEMSİLCİLERİ EĞİTİM SEMİNERİ

Seminere TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün ATALAY, Genel Mali Sekreteri Ramazan AĞAR, Genel Eğitim Sekreteri Nazmi IRGAT, TES-İŞ Sendikası Genel Başkanı Mustafa ŞAHİN, TOLEY-İS Sendikası Genel Başkanı Cemail BAKINDI, şube başkanları ve il temsilcileri katıldı.

Genel Başkan ATALAY “Ülkede 1,5 aydır dövizle ilgili olarak bazı sıkıntıların yaşandığını söyledi”

ATALAY’ın konuşması şu şekildedir:

“Bu ülkede yaşıyoruz, ne olup ne bitiyor hepsini biz de biliyoruz. Bunlarla ilgili olarak gelinen noktada Ticaret Bakanı bir açıklama yaptı. 1296 firmanın suçlu bulunduğunu söyledi. Bazılarının düşük gramajlı olduğunu, bazılarının zam yaptığını söylüyor. Ama malesef Sayın Bakan bunların adlarını, markalarını, kimlerin yaptığını bizlere söylemiyor. Bunu devletin, Ticaret Bakanlığının bilmesi gerekiyor. Bildiğini söylüyor ama kimin yaptığını söylemiyor. Buradan, bu salondaki tüm şube başkanlarına sesleniyorum. Bizim işimiz Ticaret Bakanlığına falan kaydıysa çok zor. Kendi işimizi kendimiz halledeceğiz. Buradan memleketlerinize gittiğinizde hangi market, alışveriş merkezi ne yapıyor? Bu krizi fırsata dönüştürenler kimler? Kimler insanları dolandırıyor? Mahallemizde, sokağınızda siz, aileniz, işçileriniz bunları biliyor. bunlarla ilgili devletin tespit edip söyleyemediklerini bizzat tespit edeceğiz ve birbirimize söyleyeceğiz. Bunlarla ilgili genel merkezlerinize bir rapor hazırlayıp sunun. Raporunuzda yazın ki; Benim şu marketimde böyle böyle oluyor. Bunları bir yazın. Bunları bir yazın da biz bir söyleyelim. Özellikle bu marketlerin gazeteler, televizyonlar her gün reklamlarını yapıyor. Bari onlar bunların reklamlarını yapmasınlar. Bu yapılanlar insanımıza, ülkemize yapılan en büyük kötülüktür”
ATALAY, Taşeronların kadroya alınmasının ardından KİT’lerle ilgili kadro konusunun açıklığa kavuşturulamadığını dile getirdi. 2017’nin başında KİT’lerde çalışanlarla ilgili taleplerini yetkililere ilettiklerini ancak halen netice alamadıklarını anlatan ATALAY, şunları kaydetti:
“Resmi rakamları bilmememize rağmen Bakanlığın açıkladığı 750 bin civarında arkadaşımız, taşerondakiler kadroya girdiler. Biz, Asıl işi yapanlar kadroya girsin derken, asıl işi yapanlar kenarda kaldılar. Onlar da bizim insanımız, bizim kardeşimiz. İsabetli oldu, güzel oldu. Ama asıl işi yapıp 80 bin civarında arkadaşımız şu anda dışarıda bekliyor. Bu enerjide, madende, PTT’de şekerde, TRT’de, demiryollarında var. Belki kırk kalem sayabiliriz. Toplandığında 80 bin kişi.”
24 Haziran seçimlerinden önce Sayın Cumhurbaşkanımız, şimdiki Meclis Başkanımız, o dönemdeki Çalışma Bakanımız, bu işin hallolduğunu, bir daha konuşulmayacağını belirtmelerine rağmen bugüne kadar halen bir netice alamadık” diyen ATALAY, şöyle devam etti.
“Bunlarla ilgili ülkeyi yönetenler açıklama yapmalarına rağmen bir şey olmadı. 24 Haziran’dan bir hafta sonra Resmi Gazete yayımlandı. Resmi Gazete’de KİT’lerle ilgili bir çalışma yapıldığı söylendi ama bugüne kadar hiç kimsenin kadroya girdiğini ben görmedim, duymadım, bilmiyorum. Ben bilmiyorsam kimse bilmiyor. Buradan bir kez daha sesleniyorum; Bu arkadaşlarımız huzursuz şekilde işe geliyorlar. Verimlilikle, evle ilgili sıkıntıları var. Bir an evvel bu meseleyi çözsünler. Dört gözle bekliyoruz. Taşeronla ilgili son durum ne? Ne oldu? Herkesin elinde çağa uygun telefon var, bir bakarsak görebiliriz. TÜRK-İŞ illerdeki sendika başkanları bununla ilgili ne yaptı? Bunların tamamını görüp inceleyebiliriz. Ama bunlarla ilgili elini sıcak sudan soğuk suya koymayanlar, taşeronların büyük bölümünü çatıları altına almaya gayret ettiler ve aldılar. Bu böyle devam eder mi? Bu böyle devam etmemeli, ettiremezler.”

Açılış konuşmalarının ardından; Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gökhan ERBAŞ “Taşeronlaşmanın Yarattığı Sorunlar, Örgütlenme, Toplu İş Sözleşmeleri ve İş Hukukunda Arabuluculuk”,  Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Orhan Ersun CİVAN “Çalışma Hayatındaki Güncel Sorunların İş Kanunu ve Sendikalar Kanunu Çerçevesinde Değerlendirilmesi” Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğan Nadi LEBLEBİCİ “Lider Yöneticilik Eğitimi”, Marmara Üniversitesi Doktor Öğretim Üyesi Canan ÜNAL, ” Sosyal Güvenlik Uygulamalarında Güncel Gelişmeler” konularında eğitim seminerine katkılarını sundular.

12 Eylül 2018 tarihinde ülkemizde yaşanan kağıt sorunu ile ilgili TÜRK-İŞ Genel Merkezinde bir basın toplantısı düzenlendi.


Toplantıya TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün ATALAY, TÜRK-İŞ Genel Mali Sekreteri Ramazan AĞAR, T. Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan DURMUŞ,  BASIN-İŞ Sendikası Genel Başkanı Savaş NİGAR, SELÜLOZ-İŞ Sendikası Genel Başkan vekili  Bekir TANRIKULU ve AĞAÇ-İŞ Sendikası Genel Sekreteri Gökhan KİBAR katıldı.
Toplantıda Genel Başkan ATALAY kağıt krizi nedeniyle bir çok gazetenin zor durumda olduğunu ifade etti.
TÜRK-İŞ Genel Başkanının açıklaması şu şekildedir.
“İthalatta yaşanan fiyat artışları nedeniyle, tamamen ithalata bağımlı olan gazete kağıdında ciddi sorunlar yaşanmaktadır. İthal kağıt fiyatları çok artmış, basım maliyetleri yükselmiştir. Kağıt krizi nedeniyle birçok gazete zor durumdadır. Yerel gazeteler kapanma noktasına gelmiştir. Kitap basımı için kağıt bulunamamaktadır. Bulunsa bile fiyatlar çok yüksektir.
Konfederasyonumuza ulaşan bilgilere göre, şu anda sektörde çalışanların maaş ödemelerinde sıkıntı bulunmaktadır.
Son verilere göre;
• Ağaç ve kağıt işkolunda 240 bin 117 işçi
• Basın, yayın ve gazetecilik işkolunda 91 bin 443 işçi çalışmaktadır.
Kriz nedeniyle işyerlerinin kapanması, binlerce kişinin işsiz kalması sonucunu getirecektir.
Bu nedenle hükümet gazete ve kitap kağıdı krizine el koymalı, sorunu çözmeli ve zor durumdaki gazete ve yayınevlerine destek vermelidir.
Hükümet gazete ve yayınevleri yöneticileriyle bir araya gelmelidir. Hükümet temsilcisi ile mağdurlar krizi enine boyuna ele almalı, krizin aşılabilmesi için alınacak önlemler konuşulmalı ve gazete ve yayınevlerinin ayakta kalmalarını sağlayacak önlemler alınmalıdır.
Uygulanması gereken tedbirler özetle;
• Gazeteler ve gazeteciler desteklenmelidir.
• Gazetelerin ithalatın ve maliyetlerin yükselmesi nedeniyle uğradığı zararların sübvanse edilmesi için gerekirse bir fon oluşturulmalıdır.
• Gazete kağıdı ithalindeki vergi yükünün aşağıya çekilmesi masaya yatırılmalıdır.
• Gazete ve yayın evleri ithalatçı kağıt tekellerinin eline bırakılmamalıdır.
• Yaşanan krizin aşılabilmesi için bankalara da görev düşmektedir.
• Kriz yaşayan kuruluşlara uygun koşullarda kredi desteği verilmesi (nefes kredisi) olumlu olacaktır.
• Ayrıca, gazete işletmelerinin vergi ve sigorta primi yapılandırma taksitleri ile cari dönem ödemelerinin kriz aşılana kadar ertelenmesi de düşünülmelidir.
Biz TÜRK-İŞ olarak krizin çözümü noktasında üzerimize düşecek bir görev olursa yapmaya hazırız.
Basın sektöründe çalışanların büyük bölümünün sendikasız olduğu da dikkate alınmalıdır. Basın sektöründe çalışanlar mutlaka örgütlenmelidir. Sağlıklı bir demokrasi örgütlü, sendikalı bir toplum için şarttır.
Kamuda taşeron olarak çalışan işçilere kadro imkanı veren düzenlemeden yaklaşık 800 bin kişi faydalandı. Ancak KİT’lerde çalışan taşeron işçilerinin kadro talebi henüz karşılanmadı. Hükümet yetkilileri seçimden önce bu işçilerin kadro taleplerinin karşılanacağı sözünü verdi.
Madenlerde, demiryollarında, PTT’de, şeker fabrikalarında, elektrik üretim, iletim, dağıtım şirketlerinde ve benzeri birçok işyerinde yaklaşık 80 bin kişi hala müjdeli haberi bekliyor.
Ekonomide yaşanan son gelişmeler başta çalışanlar ve emekliler olmak üzere halkın önemli bir bölümünü olumsuz etkiledi, satın alma gücünde önemli gerilemeler oldu.
Yaşanan ekonomik gelişmelerden herkes etkileniyor, bedelini ödüyor. Ama özellikle dar ve sabit gelirli kesimlerin ödediği bedel taşınamaz boyutlara ulaştı.
Türkiye’yi ekonomik bakımdan çökertmek isteyenlere karşı hep birlikte kararlılıkla durulmalıdır.
TÜRK-İŞ olarak her zaman önce devlet ve ülke, birlik ve beraberlik dedik.
Ticaret savaşları üzerinden oynanan oyunları “ortak akıl” ile boşa çıkarmalıyız. Türkiye yüzünü IMF’ye bir daha dönmemelidir. Her alanda bağımsız olmanın yolu borç almamaktan geçiyor”

10. Uluslararası Kervansaray Buluşmaları programı kapsamında düzenlenen ‘Yerel Yönetimin Kalkınmadaki Rolü’ Konferansı’na yapıldı.

TÜRK-İŞ Başkanı Ergün ATALAY burada bir konuşma gerçekleştirdi.

“Allah adaletli olmayı iyilik yapmayı yakınlara bakmayı emreder. Azgınlığı, fenalığı yasaklar. Bakın özellikle adalet diyor. Adaletin olmadığı yerde hiçbir şey olmaz. Önünüzü göremezsiniz, yol alamazsınız. Paylaşmak berekettir, paylaşmak huzurdur, paylaşmak mutluluktur.

Bu ülkenin altı da vatan, üstü de vatan. İki aydır ülkede olanları beraber yaşıyoruz. Domatesin Dolarla Euro ile ne alakası var. Domates 5 lira, üzüm 7 lira. Yağ bundan bir buçuk ay evvel 22 liraydı şimdi 40 lira. Ülkede bir ateş var ve yanmaya devam ediyor. Eski Bakanımız da burada tarımcıların bir lafı var arpa ile koyun gerisi oyun. Oyun hep devam ediyor. Beş sene evvel İMF’ye borcu öderseniz başınıza gelmeyen dert kalmaz demiştim. Borç alacaksınız fakat emir almaya devam edeceksiniz. Türkiye ne zaman silkinmeye çalışsa tuzak kurmaya başlıyorlar. Rifat Beyin kendisinin merhametli adaletli olduğundan hiç şüphem yok. Bendevi ağabey esnaf zor durumda can suyu istiyorum diyor. Rifat bey nefes kredisi istiyorum diyor. Bu ülkede 1600 TL asgari ücret alan 6 milyon insan var. Hiç ağzımızı daha açmıyoruz. Sayın Bakanım  bizi unuttuklarını zannetmiyorum. Biz bu ülkenin dörtte üçüyüz. Sabrediyoruz çünkü ülke hepimizin ülkesi. Sayın Cumhurbaşkanımızın ne kadar ülkesiyse, ana muhalefet liderinin ne kadar ülkesiyse işçinin de bizim de ülkemiz.

 

Biz dört milyonluk bir aileyiz. Ben de bu ailenin bugün ki nöbetçisiyim. Benim görevim temsil ettiğim insanların başını aşağı düşürmemek. Ama bir görevim daha var Türkiye Cumhuriyetinin çıkarı. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti yoksa ne sendika, ne dernek ne oda var. Örgütlenme ile ilgili zaman zaman sıkıntı çektiğim oluyor. Bazı belediyeleri tenzih ediyorum. Belediyenin milletvekilinin başkanın sendikası olmaz ki, sendika işçinin ülkenin olur.

ASGARİ ÜCRET PAZARLIĞI BAŞLAMADAN BİR TEKLİFİM VAR ASGARİ ÜCRETİ 2000 TL YAPALIM

Buradan bir şey ifade etmek istiyorum. 1600 TL ile geçinmek o kadar zor ki bir ay yahut on gün bir geçinsinler bakalım sonra 1600 TL’nin ne olduğunu görsünler. Sayın Bakanım sayın başkanlarım bir teklifim var. Asgari ücretin de tarafıyız biz. Yılbaşı gelmeden ülkeyi yönetenlere söylemek lazım bununla nefes almak dahi zor. Asgari ücret pazarlığı başlamadan bunu 2000 TL yapmak o kadar doğru olur ki… Hepinize saygılar sunuyorum” dedi. Toplantının sonunda Genel Başkan  Ergün Atalay’a Fahri Hemşerilik Beratı takdim ettiler.

TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay 17 Eylül 2018 tarihinde TÜRK-İŞ Malatya İl Temsilciliğinin düzenlediği işçi buluşmasında Malatyalı işçiler ile bir araya gelerek sorunlarını dinledi.


Toplantıya, TOBB Başkanı M. Rifat HİSARCIKLIOĞLU, Eski Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent TÜFENKCİ, TESK Başkanı Bendevi PALANDÖKEN, TÜRK-İŞ Malatya İl Temsilcisi Nurettin ÖNDEŞ, Sendika temsilcileri ve işçiler katıldı.